KOMPLİKASYONLAR AÇISINDAN AYDINLATMANIN ve KOMPLİKASYON YÖNETİMİNİN ÖNEMİ
Bir tıbbi müdahale esnasında veya sonrasında, alınan tüm tedbirlere rağmen önlenemeyen ve öngörülemeyen istenmeyen sonuçlar komplikasyon olarak adlandırılır. Dolayısıyla hekimin ilgili komplikasyonun oluşmaması için gereken tüm özeni göstermiş olmasıyla birlikte komplikasyondan sorumlu tutulması müm...
Bir tıbbi müdahale esnasında veya sonrasında, alınan tüm tedbirlere rağmen önlenemeyen ve öngörülemeyen istenmeyen sonuçlar komplikasyon olarak adlandırılır. Dolayısıyla hekimin ilgili komplikasyonun oluşmaması için gereken tüm özeni göstermiş olmasıyla birlikte komplikasyondan sorumlu tutulması mümkün olmaz. Yani hasta komplikasyon nedeniyle oluşan durumdan dolayı hekimden zarar tazmini talebinde bulunamaz. Ancak bunun için hastanın, hekim tarafından bu komplikasyon hakkında detaylı şekilde bilgilendirilmiş olması ve ortaya çıkan komplikasyonun özenli bir şekilde yönetilmiş olması şarttır.
Hasta Hakları Yönetmeliği m.15 gereği aydınlatma yükümlülüğü kapsamında; hastanın muhtemel komplikasyonlar ile tedaviyi ret halinde ortaya çıkacak fayda ve riskler hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bu düzenleme ile hastanın bu komplikasyon riskini taşıyan tedaviyi kabul etmeme hakkının saklı tutulmasının amaçlandığını söyleyebiliriz. Yargıtay içtihatlarında da komplikasyon konusunda hastanın uygun şekilde bilgilendirilmemiş olması halinde hekimin ortaya çıkan zarardan sorumlu olacağı kabul edilmektedir.
• Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1848 K. 2025/836 T. 13.02.2025: "Dosyaya sunulan "TUR-P Aydınlatılmış Hasta Onam Formu"nda davacının imzası yoktur. Anestezi yapılmasına ilişkin onam formunda imzasının bulunması hastanın TUR-P ameliyatı hakkında aydınlatıldığını ispatlamaz. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde aydınlatılmış onamın varlığına ilişkin tanık beyanına dayanılmış ise de belirtilenin aksine davacı tanığı ... 13.04.2017 tarihli celsede "...Ameliyattan önce bize ameliyatın riskleri ile ilgili ve ameliyat sonrası hastanın karşılaşabileceği problemler ile ilgili bir bilgilendirme de bulunulmamıştır..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sonuç olarak Mahkemece davalı, aydınlatılmış onamın alındığını ispatlamakla yükümlü olup, mevcut delillerle bunu ispatlayamadığından idrar kaçırma iddiası yönünden sorumlu olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir."
Öte yandan her ne kadar hekim komplikasyon nedeniyle sorumlu değilse de ortaya çıkan bu komplikasyonu iyi ve doğru şekilde yöneterek olumsuz etkilerini azaltacak tedbirleri almakla yükümlüdür. Aksi durumda hekim özen yükümlülüğüne aykırı bu davranışından dolayı oluşan sonuçtan sorumludur. Danıştay tarafından verilen bir kararda komplikasyonun varlığı halinde dahi hekimin sorumlu olup olmadığının kesin olarak tespit edilebilmesi için komplikasyon yönetimine ilişkin değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
• Danıştay 10. Daire, E. 2020/1269 K. 2024/3444 T. 25.09.2024:"İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda özetle; ortaya çıkan klinik tablonun bu tür operasyonlar sonrası her türlü özene rağmen oluşabilecek herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmalden kaynaklanmayan "komplikasyon" olarak nitelendirildiği dolayısıyla yapılan eylemlerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu belirtilmişse de, raporda davacıda oluştuğu belirtilen komplikasyonu önlemeye ve gidermeye yönelik yapılabilecek tıbbi girişimlerin olup olmadığı, varsa neler olduğu, bunlara uyulup uyulmadığı, ayrıca davacının Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavisini yürüten doktorunun ifadesinde hastaya uygulanmış eksternal fiksatör adı verilen cerrahi malzemenin yakın takip yapılmadığında ekin deformitesik, düşük ayak gibi komplikasyonlara neden olabileceğini beyan ettiği de dikkate alındığında ameliyat sonrasında davacının yakın takibinin yapılıp yapılmadığı, ameliyat sonrası kontrol muayenelerinde komplikasyonun tedavisi adına gerekli ve yeterli tıbbi tedavinin düzenlenip düzenlenmediği, komplikasyon yönetiminde yeterince dikkatli davranılıp davranılmadığı ve zamanında gerekli müdahalelerde bulunulup bulunulmadığı, komplikasyon yönetiminin tıbben uygun olup olmadığı hususlarında bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Halbuki olayda hizmet kusuruna ilişkin değerlendirmenin tam ve eksiksiz olarak yapılabilmesi açısından belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir."
Görüldüğü üzere tıbbi uygulama hatasının mevcut olup olmadığı değerlendirilirken pek çok faktörün bir arada değerlendirilmesi ile sonuca gidilmektedir. Dolayısıyla tıbbi malpraktis davalarında hak kaybı yaşamamak adına sürecin bu alanda uzman bir avukat eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
2026-06-02 15:14:04
Hasta Hakları Yönetmeliği m.15 gereği aydınlatma yükümlülüğü kapsamında; hastanın muhtemel komplikasyonlar ile tedaviyi ret halinde ortaya çıkacak fayda ve riskler hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bu düzenleme ile hastanın bu komplikasyon riskini taşıyan tedaviyi kabul etmeme hakkının saklı tutulmasının amaçlandığını söyleyebiliriz. Yargıtay içtihatlarında da komplikasyon konusunda hastanın uygun şekilde bilgilendirilmemiş olması halinde hekimin ortaya çıkan zarardan sorumlu olacağı kabul edilmektedir.
• Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1848 K. 2025/836 T. 13.02.2025: "Dosyaya sunulan "TUR-P Aydınlatılmış Hasta Onam Formu"nda davacının imzası yoktur. Anestezi yapılmasına ilişkin onam formunda imzasının bulunması hastanın TUR-P ameliyatı hakkında aydınlatıldığını ispatlamaz. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde aydınlatılmış onamın varlığına ilişkin tanık beyanına dayanılmış ise de belirtilenin aksine davacı tanığı ... 13.04.2017 tarihli celsede "...Ameliyattan önce bize ameliyatın riskleri ile ilgili ve ameliyat sonrası hastanın karşılaşabileceği problemler ile ilgili bir bilgilendirme de bulunulmamıştır..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sonuç olarak Mahkemece davalı, aydınlatılmış onamın alındığını ispatlamakla yükümlü olup, mevcut delillerle bunu ispatlayamadığından idrar kaçırma iddiası yönünden sorumlu olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir."
Öte yandan her ne kadar hekim komplikasyon nedeniyle sorumlu değilse de ortaya çıkan bu komplikasyonu iyi ve doğru şekilde yöneterek olumsuz etkilerini azaltacak tedbirleri almakla yükümlüdür. Aksi durumda hekim özen yükümlülüğüne aykırı bu davranışından dolayı oluşan sonuçtan sorumludur. Danıştay tarafından verilen bir kararda komplikasyonun varlığı halinde dahi hekimin sorumlu olup olmadığının kesin olarak tespit edilebilmesi için komplikasyon yönetimine ilişkin değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
• Danıştay 10. Daire, E. 2020/1269 K. 2024/3444 T. 25.09.2024:"İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda özetle; ortaya çıkan klinik tablonun bu tür operasyonlar sonrası her türlü özene rağmen oluşabilecek herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmalden kaynaklanmayan "komplikasyon" olarak nitelendirildiği dolayısıyla yapılan eylemlerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu belirtilmişse de, raporda davacıda oluştuğu belirtilen komplikasyonu önlemeye ve gidermeye yönelik yapılabilecek tıbbi girişimlerin olup olmadığı, varsa neler olduğu, bunlara uyulup uyulmadığı, ayrıca davacının Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavisini yürüten doktorunun ifadesinde hastaya uygulanmış eksternal fiksatör adı verilen cerrahi malzemenin yakın takip yapılmadığında ekin deformitesik, düşük ayak gibi komplikasyonlara neden olabileceğini beyan ettiği de dikkate alındığında ameliyat sonrasında davacının yakın takibinin yapılıp yapılmadığı, ameliyat sonrası kontrol muayenelerinde komplikasyonun tedavisi adına gerekli ve yeterli tıbbi tedavinin düzenlenip düzenlenmediği, komplikasyon yönetiminde yeterince dikkatli davranılıp davranılmadığı ve zamanında gerekli müdahalelerde bulunulup bulunulmadığı, komplikasyon yönetiminin tıbben uygun olup olmadığı hususlarında bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Halbuki olayda hizmet kusuruna ilişkin değerlendirmenin tam ve eksiksiz olarak yapılabilmesi açısından belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir."
Görüldüğü üzere tıbbi uygulama hatasının mevcut olup olmadığı değerlendirilirken pek çok faktörün bir arada değerlendirilmesi ile sonuca gidilmektedir. Dolayısıyla tıbbi malpraktis davalarında hak kaybı yaşamamak adına sürecin bu alanda uzman bir avukat eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.